|
DUYURU: NOT: --> SOHBET ETMEK iCiN SOL YANDA SOHBETODASI YAZAN YERi TIKLAYIN VEYA ARADIGINIZI TAM BULABiLMEK iCiN SOL YANDA ANASAYFA YAZAN YERi TIKLAYIN! | AŞKA HAYIR DENMEZ
Aşkı
planlayabilir misiniz? Aşık olacağınız zamanı önceden kestirebilir misiniz?
Peki aşkınızın kime yöneleceğini? Siz yüreğinizi aşklara kapatırken
zaman geçip gidiyor. Elinizde de koca bir hiç kalıyor.
Aşka set çekip, ' Şu
aralar aşka ayıracak vaktim yok'' diyenler. İnsanın 'Nasıl yani?'diye
sorası geliyor. Aşka vakit ayıramamakta ne demek? Günlük iş planı yapar
gibi mi olacak yani? 'Dur önce evi temizleyeyim, ardından işe gideyim,
elektrik, su telefon faturalarını yatırayım sonra da aşık olurum' mu
diyeceksiniz? Yok böyle bir şey...
Huzur mu? Aşk
mı?
Huzurunu
bozmak istemeyen insanlar vardır birde... çünkü sarp ve zorludur aşkın
yolları. Çok şeyi göze alacaksınızdır kuşkusuz. Aşk sizi darmadağın
edebilir. Bütün düzeniniz bütün hayatınız bir anda değişebilir. Uykusuz
geceler, iç sıkıntıları, kıskançlıklar, yürek çarpıntıları, göz yaşları
ve hiç dinmeyecek bir özlem yapışır yakanıza.
Durup
dururken ağlamaya başlarsınız. Hayatın hep komik yanlarıyla ilgilenirken
bir alınganlık peydah olur. Her şeye bir anlam yüklemeye , ortaya söylenmiş
sözleri üzerinize almaya başlarsınız.
Ya
korkular... Uzak kalmaya dayanamazsınız. Bir tek günü bile onsuz geçirmek
işkence gibi gelir size. İmkansızlıklar, umutsuzluklar birbiri ardına
sıralanıp durur. Aşktan sadece huzur ve zevk bekliyorsanız, yanlış yoldasınız.
O zaman mevsimleri bile olmayan bir dünyaya sığınmanız daha iyi olacaktır.
Orada
istediğiniz huzuru bulabilirsiniz belki ama ne gülüşünüz tamdır, ne
de mutluluğunuz.
Gerçek
aşk olayı
Birde
gerçek aşkı arayanlar var. Aslında bu aşkı kategorilere ayırmaktan başka
bir şey değil. 'Gerçek Aşk' diye bir kavram varsa, ' gerçek olmayan
aşk' ' sahte aşk' gibi kavramlarda olmalı. Bir de 'temiz aşk' kategorisi
var. Peki 'kirli aşk' nasıl olacak o zaman?
Aşka
yüklenen bu sıfatlar aslında insanların taşımaktan hoşlanmadığı sıfatlar.
Aşkın gidişatını davranışlar belirlediğinden ' gerçek' yada ' sahte'
olanlar işte bu davranışlardır.
Kandırmanın,
yalanın, sahtekarlığın, iki yüzlülüğün ve bunların benzeri onlarca sının
tek sorumlusu insandır. Ve biz, insanlara konduramadığımız bu sıfatları
büyük rahatlıkla aşka yapıştırabiliyoruz. Birini sevebilmenin en önemli
koşulu kendini sevebilmektir. Kendini sevmeyen insanların başkasını
verecek sevgisi yoktur. Kendini seven insanların da sahtekar iki yüzlü
ya da yalancı olabileceğini düşünemiyorum. ' Kötü' diye nitelendirebileceğimiz
davranışları rahatlıkla yapabilen insanın kendisini sevmesi mümkün değil.
Aşkın
içinde, tutku, özlem, şehvet, hüzün, sevinç ve hatta acıda vardır ama
aşkın içinde sahtekarlık, yalancılık, iki yüzlülük girdiği anda o aşk
olmaktan çıkar, çirkin bir oyun haline gelir.
İşte
bu noktada önemli olan seçimlerimizdir. Yaşadığımız her şeyden biz sorumluyuz
çünkü. Elbette aşık olduğumuz kişilik her yönüyle ilk anda tanımamız
mümkün değil. Zamanla her davranışı değerlendirme olanağını bulacaksınızdır
kuşkusuz. ' aşkın gözü kördür' derler ya bu doğru bir söz değil. Kör
olan insandır sadece görmek istediğini görür.
Sonuçta
aşkın hayatımıza katacağı şeyleri belirlemek bizim elimizde. Yaşanılan
aşk insanın aynası olmalı. 
Nedir
bu aşk?
Büyük bir kentin hengamesi gibi kulağımızı uğuldatan
ve aslında bu gürültüyü çıkarmasından pek de rahatsızlık duymadığımız.
İyi ki varsın dedirten, ama kimi zaman yetersiz kalan...
Emirleri hep kendi veren...
Her defasında sonsuz bir yolculuğa çıktığımızı düşündüren
ve yolculukta en fazla
gereken eşyayı evde bıraktığımızı düşündürtecek kadar
şüpheli.
Biz daha kapıyı yeni çalıyor diye düşünürken o çoktan
içimizde bir yere yerleşmeyi bilecek kadar kurnaz.
Kapıdan kovulsa bacadan girecek kadar inatçı.
Yaşadığımızda bize çok tanıdık gelecek senli benli...
Herkesin yüreğinde, gözünde, içinde, teninde olan...
Sade gibi görünen ama içinden çıkmayacak kadar karışık...
Dudaklarımızı dişletecek kadar çıldırtan ama mükemmel...
Aklımızı karıştıran ama baktıkça hayranlık duyduğumuz
bir çift göz...
Dokundukça vazgeçemediğimiz, müptelası olduğumuz bir
ten...
Soluk alışımız kadar kısa sürede kanıksadığımız ama
yine de bizi sormadan gittiğinde kendimizi kirletilmiş gibi hissetmemize
neden olan...
Sadece yıldızların şahit olmasına izin verebileceğimiz
kaçamak bir sokak öpüşmesi...
Hep beş dakikası var dememize karşın saatlerce beklemeyi göze aldığımız
bir randevu...
Geceleri uyurken yanımızda olduğunu hayal ettiğimiz
ve yatağımızda her zaman yer bulabilecek en seçkin misafirimiz...
Yaparken keşfetmekten zevk aldığımız, her parçasını
içimize yavaşça sindirdiğimiz ve bütüne ulaştığımızda sonsuz bir keyif
duyduğumuz bir puzzle...
Kuralları kendisi koyarken bize karşıdan sırıtan, yaşarken
zamanı yetiremediğimiz, geldiğinde sormadığı gibi giderken de bir eyvallah
demeyecek kadar dünyalar hakimi...
Öfkemiz, zayıflığımız, şiddetimiz, gücümüz, kahkahamız,
gözyaşımız, geçmişimiz, geleceğimiz, yorgunluğumuz, enerjimiz...
Hayatın taa kendisi
AŞK
|