|
AŞK KORKAKLARI
Aşk
ayaklarınızın ucuna kadar geliyor ama kaçıyorsunuz. Çünkü görmüyorsunuz.
Çünkü “acıların tiryakisi olmuşsunuz” içinizdeki acılarla yaşamak kolayınıza
geliyor.
Herkes kendince bir
şeyler yaşıyor. Yaşarken acılarla da karşılaşıyorsunuz kuşkusuz. Hatta
bazen “ Ben öyle çok acı yaşadım ki…” bile diyorsunuz. Yaralar açılıyor
içinizde. Her yara kendi acısını besliyor. Siz unutmayasınız diye yaralar
acılarınızı büyütüyor, kapatamıyorsunuz yaralarınızı. Kapatmaktan korkuyorsunuz.
Çünkü yaranızı kapatmazsanız, kurcalamazsanız, deşmezseniz acılarınızla
yüzleşemezseniz, bir daha yara almamayı, acı duymamayı umuyorsunuz.
Acıyı kanıksamak
Acıyla yaşarken, hatlarınızın
daha hafif geleceğini sanıyorsunuz. Öyle bir an geliyor ki, hataların
ve onların açtığı yara hayatınızın bir parçası haline geliyor. Kanıksıyorsunuz
acıları. “Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum” diyerek ruhunuza aykırı
gelen bir hayat felsefesi oluşturuyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz ki artık
hiçbir şey acıtmıyor içinizi. Çünkü acı siz oluyorsunuz. Acı sizi acımasız
yapıyor. Kendinize olduğunuz kadar başkalarına da acımasız oluyorsunuz.
Aşk yanı başınıza kadar
geliyor ama acıyı kanıksamışsınız ya, duymuyorsunuz sesini, görmüyorsunuz.
Çünkü aşkın gücü sizi aşıyor. Sizi daha da güçsüz bırakmasından endişe
ediyorsunuz. Ve kendi kendinizi telkin ediyorsunuz.
Aşk bencildir istenmediği
yerde durmaz.ben istemiyorsam çekip gider. Güvenmemeliyim. Herkes yalancıdır.
Zaten aşk da yalandır. Kovduğunuzu sanıyorsunuz aşkı. Oysa asıl kovduğunuz
kendi ruhunuz. Başkalarının sizi sevdiğini unutun ve şöyle düşünün.
Acaba siz gerçekten kendinizi seviyor musunuz.? Sevgi başkalarının dışardan
size verecekleri bir şey değil. Sevgiyi önce kendi içinizde büyütmelisiniz,
sabırla ve inatla. Ancak sevgi şar içinizin kanayan yaralarını. Çünkü
sevgi içinizin ta kendisidir.
Kendinizi
yargılayın
Size acı veren her şeye
dayanma gücünü yüzleşme cesaretini ve her şeyden önce yaşamın ta kendisini
veren yine sevgidir, aşktır. Aşkın size uzanan ellerine bir bakın. Kendinizi
görün o ellerde kendinizi dipsiz kuyulara terk etmeyin. Kendinizi yargılamaktan
kaçmayın. Kaçmak hiçbir şeye çözüm değil. Her kaçışınız yeni yeni acılar
biriktirerek dönüyor ruhunuza. Acılarınız vücudunuzla sınırlı kalsaydı
her şey daha kolay olurdu. Oysa içinize işliyor. Bu tahribatın vücudunuza
yarattığı fırtınayı dindirebilir misiniz?
Küsmeyin içinizdeki
sevgiyi küstürmeyin. Küskünlükler değil mi sizi asıl yaralayan.? Yüzlerinize
yalan kokan gülücükler saklamayın. Sevgi yanı başınıza kadar gelmişse
ve aldırmamışsanız işte o zaman yalnızsınız.
Ne kötüdür yalnız kalmak.
İçinizden birikerek artan yalnızlığın acısını eksik heyecanlarla gidermeye
başlarsınız. Bir türlü anlayamazsınız neyin eksik olduğunu. Eksikliğin
ürkütücü yüzleşmesinden kaçmak için daha değişik tatlar arar bedeniniz.
Ruhunuza yaşattığınızı sandığınız her yeni heyecan bir öncekini aratır
olur. Bir gece vakti çıkmaz bir sokakta , devrilmiş çöp bidonlarının
arasında bulursunuz kendinizi günün birinde. Ne zamanın, ne yerin önemi
kalır. Kaybettiğiniz gülleri çöplerin arasında bulursunuz.
Maskesiz olun
Küçük kaçışlar yaşadığınızı
ve böylece kurtulduğunuzu zannederken her seferinde kucağına atlıyorsunuz
acıların. Kimse sizi zorlamıyor üstelik, bunu özgür sandığınız iradenizle
yapıyorsunuz. Çünkü böylesi daha kolay diye düşünüyorsunuz. Acı çekmektense
acını kendisi olmak daha kolay sanıyorsunuz. “ o zaman kimse ve hiçbir
şey acı veremez, ben acının safında olduğum sürece” diyerek kendinizi
kandırıyorsunuz.
Bırakın kandırmaların
durgun yalancılığında yüzmeyi. Bir kez, ama en önemlisi son kez yüzleşmenin
sarsıcı acısından kaçmayın. Sevginin aşılması güç duvarları arasında
sizde yerinizi alın. Tüm benliğiniz, bedeniniz ve ruhunuzla. Tatminsiz
sevgi yalanına kanmayın. Yalnızlığınızı, çıplaklığınızı ve hala kalmışsa
içinizde henüz küstürmediğiniz svegi pırıltılarını ve tüm gerçekliğinizle
kendinizi paylaşın. Sevginin, koşulsuz, ön yargısız, maskesiz, yalansız
çıplaklığı sarsın ruhunuzu.
| TIKLA EGLENCE SOHBET SESLiSOHBET GÖRÜNTÜLÜ SOHBET RESiMLER VE BAYAN Arkadaşbul |