|
SOHBET ICIN SOL YANDA ANA SAYFA YAZAN YERI TIKLAYIN VEYA SOHBET ODASI YAZAN YERI TIKLAYIN! HER ZAMAN AŞK
Aşk anlık bir şey. Herkes
herkese aşık olabilir. Önlenemeyen sarsıntıdır aşk. Zaten önlenemiyorsa
aşktır en çok. Engellenemiyorsa... kaçamıyorsan... kendini tamamen unutabşliyorsan...
Aşk anlık
bir şey...Bir an,insanın içindeki o dev duvardaki,kritik bir taşın hareketi...Yıkılması
aslında çok güç ve hatta neredeyse olanaksız o duvar,titremeye,zaman
zaman tüm ağırlığını hissettirerek sallanmaya başlar.
Bunun ürettiği korkuya bağlı bir duyarlık...
Aşk işte...
Bu yüzden
aslında herkes herkese aşık olabilir...Giderek,belki de aslında herkes
herkese aşıktır da,bunu bilmez...
O taşın hareketidir bunu anımsatan...
Bu yüzden bitti denen aşklarda bile en acılı duygu anımsayışlardır...
Aşk anımsamaktır
Ve elbette fark etmek.
Neyi mi?
Tam o an,oduvarı sarsan neyse;bir bakış,bir duruş,bir söz,susuş...
Her şeyi
anınsayanlarınve yaşadıklarını hissederek yaşayanların çektiği nevrotik
sancının sebebi,çokca bu değil mi?
Çünkü ilk neden ,özünde önemsizdir.
Çünkü;"neden"herşey olabilir...
Her şey...
Nedenlerin genellikle önemsiz olması,hayatımızı oluşyoran
süreçte,aşk dışında şeyler için de elbette geçerli...
İşte bu nedensizlik yada önemsiz nedenlerin başlattığı o önlenemeyen
sarsıntıdır aşk...
Zaten önlenemiyorsa aşktır en çok...
Engellenemiyorsa
Kaşamıyorsan...
Ve ferk ettiysen...
Bilinmeyen bir duruma dair saptama yapmak anlamlımı bilmiyorum...
Ama o fark vardır...
O kadın artık bütün diğer kadınlardan,o adam diğer bütün adamlardan
farklıdır.
O an "hep"tir...
Olan bitan "hep",o anda olup biter...
Cinayetler,aldatış yada kaçışlar,hep o an ve hep o an içindir.
O anı sonsuz kılmak çabasımı,unutamayacak olmanın yarattığı bir cinnet
mi?
Ne fark eder?
Öyledir ve artık hep öyle kalacaktır.
Farkların giderek artması,ölçüsü tutulamayan ve hızla derinleşen bir
tutkı ve önceden dünyaya yansıttığın acımasızlığın bir yansıması olarak,kendine
ve aşık olunana kişiye dönüşür.
Her şey ona dönüşür...
O,her şeydir...
O zaman aşktır ve mutluluk veren acı çektiren ve acı çeken,özlenen ve
özleyen,giderek söylenen ve söyleyen,birbirine karışır:
Bir olur...
Kendini aynada görmesen ve kendi sesini duymasan,eskiden
bir "kendin" olduğunu bile anımsayabilirsin...
Unutabilirsin...
Ve unutmak...
Elbette aşkı yok sayabilmek için gereken en büyük,en gerekli yalandır.
"Unuttum" yalanı olmasa varoluşun tehlikeye girer...
Unutuğuna inanmak zorundasın.
Ve tüm inançlar gibi,kendisi için ne gerekiyorsa doğrusu odur...
Unutmak;ilaçtır.
"Bir aşkı;ancak,bir başka aşkla yok edebilirsin" demişti birileri.
Tabutuna çaktığın yeni bir çividir her aşk...
Elbette mezarının görkemi,çivilerin çokluğuyla değil,hala o tabutu parçalamaktan
korumalarıyla güçlenecek...
Aşk...Mümkündür...
Ve ben aşığım...
Ötekileri unuttum... |